Feed on
Yazılar
Yorumlar

Yaşama Dair

Sadece birkaç umut ışığı bile belli bir etki yaratabilir! Bu kadar karanlık içerisinde olduğumuz için küçücük bir ışığın işe yaramayacağını sakın düşünmeyin; çünkü tek bir mum bile karanlıkta bir mil öteden görülebilir! Bir mum çok küçük bir ışık saçsa ve tamamen karanlıkla çevrelenmiş olsa bile, bu, büyük bir karanlığın içinde çok önemli bir ışık olduğu gerçeğini değiştirmez.
Mum sadece küçük bir ışık ve onun dışındaki her şey karanlık olsa bile, bu mum gerçekten işe yarıyor. Ama belki cesaretinizi tamamen kaybettiniz ve kendinize “Ben kimim? Ne yapabilirim? Her şey o kadar umutsuz ve imkansız görünüyor ki! Olayları düzeltmek için tek bir kişinin yapabileceği hiçbir şey yokmuş gibi görünüyor. Öyleyse denemenin ne anlamı var? Herhangi bir şey yapmanın ne anlamı var?” diyorsunuz. Belki de her şeyden vazgeçmek üzeresiniz. Evet, belki dünyanın tamamını değiştirecek güce sahip değilsiniz. Ama dünyanın üzerinde yaşadığımız parçasını değiştirebilirsiniz! Bu kadar karanlık içerisinde olduğumuz için küçücük bir ışığın işe yaramayacağını sakın düşünmeyin; çünkü tek bir mum bile karanlıkta bir mil öteden görülebilir!

Alıntı

BİR MARANGOZUN HİKAYESİ

Zamanın birinde bir marangoz, bir müteahhidin yanında çalışıp ahşaptan evler yaparmış. Yaptığı evler diğer marangozların evlerinden çok daha güzel ve sağlam olurmuş. Çünkü işine çok özen gösterirmiş. Gel zaman, git zaman, bizim marangoz yaşlanmış. Artık emekliye ayrılma zamanı gelmiş. Müteahhitle bu konuyu konuşup, artık emekliye ayrılmak istediğini söylemiş. Müteahhit ona; “elbette ayrılabilirsin ama senden bana son bir ev yapmanı istiyorum demiş” Marangoz bu işe çok alınmış. Çünkü yıllar boyunca bu müteahhit için gecesini gündüzüne katarak ve çok büyük titizlikle çalışarak birçok ev yapmış. Gider ayak ona bir ev yaptırması çok gücüne gitmiş. Ama yine de onu kırmayarak evi yapmayı kabul etmiş. Fakat son yaptığı evi, diğer evler gibi özenerek yapmamış. Derme çatma bişey yapmış. Tamamladıktan sonra müteahhide giderek evi tamamladığını ve artık ayrılacağını söylemiş. Müteahhit marangoza dönerek; - Senin bana çok emeğin geçti. Bu yüzden sana bir sürpriz yapmak istedim. Son yaptığın ev senindir. Güle güle kullan, demiş. Marangoz yaptığından çok utanmış…

Duygular ve İnsanlar

En güzel gün? Bugün

En kolay şey? Hata yapmak

En büyük engel? Korku, endişe

En büyük hata? Yılgınlık

Bütün kötülüklerin kaynağı? Bencillik

En güzel eğlence? Çalışma

Okumaya Devam »

Anneler günün kutlu olsun

Gönderen : elem su

Sevgili anneciğim,

Ne garip;
yeni yeni farkediyorum ki, çocukları anne olunca çocuklaşıyor anneler… Ve insan, zamanın
nasıl insafsız bir öğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor. Eminim karnındaki ilk tekmemden,
hatta doktorların ‘Bundan sonra ağır kaldırmak yok’ müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı…
Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın
istedin.

Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak
üretiyor, tüketiyoruz.
Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık
üzerimize, kol kanat gerdik… Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense tarihin en iyi annesi… Her
çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini
bilmenin o bencil alışkanlığıyla ayakta kaldım.

Okumaya Devam »

Hitit duvar yazıları

Gönderen: elem su

2 Şey..
İki şey insanı “nitelikli insan” yapar:
1 İradeye hakim olmak
2 Uyumlu olmak

İki şey “ekstra değer” katar :
1 Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2 Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey geri bırakır:
1 Kararsızlık
2 Cesaretsizlik

İki şey kâşif yapar:
1 Nitelikli cevre
2-Biraz delilik

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1 Baskın yeteneği bulmak
2 Cidden sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1 Ustalardan ustalığı öğrenmek
2 Kendini güncellemek

Okumaya Devam »

Gönderen : elem su

basketbola ‘’sepet topu”,
voleybola ”uçan top”,
avansa ”öndelik”,
banknota ”kağıt para”,
asparagasa ”uydurma”,
aspiratöre ”emmeç”,
fabrikaya ”üretimevi”,
zappinge ”geçgeç”,
etiğe ”töre bilimi”
Afiş ”ası”,
ajanda ”andaç”,
aktivite ”etkinlik”,
aktüel ”güncel”,
amblem ”belirtke”,
ambulans ”cankurtaran”,
amortisman ”yıpranma payı”,

Okumaya Devam »

HAMAL KISSASI

Gönderen: elem su

Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar… Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu…

Yanımdaki hamalla yola çıktık.

İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği…

Diyordum ki içimden “Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..” Nitekim çok geçmeden dedi ki:
“Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!…

“Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!..” Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü.

Salarken yükünün ipini “Sen de dinlen hadi” dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe.

Okumaya Devam »

Sedef Çiçeği…

Gönderen : elem su

Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı…
Adam inatçı bakışlarla, suskun ninenin ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözlerini ve bıkkın bakışlarını süzüyordu.
Hakim tok sesiyle, yaşlı kadına: “Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?”
Yaşlı kadın, derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle ağzını aralayıp, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı:
“Bu herif yetti gayri, 50 yıldır bezdirdi hayattan…”

Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu, mahkeme salonunda…
Sessizlik, bu tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden birinin flaşıyla bozuldu…

Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmıs 50 yılın ardından?
Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı… Kadın neler diyecekti? Herkes, onu dinliyordu…
Yaşlı kadının gözleri doldu ve devam etti:
“Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim… O bilmez…

Okumaya Devam »

Gönderen : elem su

Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME!
Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERINDE SAYMA!
Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiç bir zaman

BOS VERME!
Satıcı ol, alıcı ol, kalıcı ol, bulucu ol ama

BOLUCU OLMA!
Esini beğen, işini beğen aşını beğen ama

KENDINI BEGENME!
Fidan büyüt, garip doyur, çocuk besle ama

KIN BESLEME!
Davet et, hayret et, affet, tövbe et ama

IHANET ETME!
Hedefe koş, yardıma koş ama,

Okumaya Devam »

Lâf mı söz mü?

    Hep söz ve laf kelimelerinin aynı anlama geldiğini sanırız. Oysa Pof. Dr. İskender Pala kesinlikle bu yanlışa düşülmemesi gerektiğini belirtiyor.

Pala ciddi insanların ”laflaşamayacağını, laf edemeyeceğini, laf olsun torba dolsun” üslûbunda konuşamayacağını belirtiyor. Çünkü seviyeli ve ciddi bir insan ancak söz söyler ve konuşur. Laf ancak ”atılır”.

Laf salatası vardır da söz salatası yoktur. ”Söz”ümüz laf mertebesindeyse zaten kimse ciddiye almayacaktır.

Eski Gönderiler »